Babe, Baby..Baby I’m Gonna Ignore You!
- Ayşegül Palamutcu
- Jul 18, 2018
- 5 min read
1 Sene sonra yeniden merhaba,
Cidden 25 temmuza kadar beklesem tam bir yıl olacakmış, Instagram hesabımda 1 yıldır “yeni yazım linkte” yazıyor.
Bu yazıyı yazıyor olma nedenim bildiğiniz üzere Robert Plant konserini izlemiş olmam.
Konser mükemmeldi! Gerçekten harika bir konser izledik. Tam adıyla Robert Plant and the Sensational Space Shifters uzun zamandır özlediğim konser deneyimini bana ve izleyicilere gerçekten çok güzel yaşattı. Solo albümdeki şarkıları canlı dinlemek gerekmiş. Zaten böyle deneysel ve saykodelik çalışan sanatçıları canlı dinlemek her zaman daha keyifli oluyor.

Solo albümün dışında tabii ki Led Zeppelin şarkılarını efsanevi Robert Plant’ten bizzat dinlemek olağanüstü bir şeydi. İtiraf ediyorum “Going to California” şarkısını dinlerken ağladım. Vallahi oturdum. Böyle şarkıyı söyleye söyleye ağladım. “Carry Fire ” parçasındaki perdesiz gitar performansı tapılasıydı. Perdesiz gitar çalmak nasıl bir deliliktir ayrıca. Bizde en bilinen perdesiz gitar sanatçısı Erkan Oğur diye biliyorum. Aşmış insanlar zaten bunlar.
Seyirci kitlesi de gayet kaliteliydi bakınca . Ama hep söylüyorum oturma düzeni olan konser hoş değil. Kalksan arkandaki rahatsız olacak. E Kırk yılın başı konsere gelmişsin, dans etmek istiyorsun. Olmuyor…
“Whole Lotta Love ” şarkısında seyirci nihayet ayağa kalktı. Kalkılmayacak gibi de değildi ama. Konsere gidemediyseniz, youtube’dan veya bir şekilde konserin kaydını bulup izlemenizi öneririm. Çok güzel bir performanstı çünkü. Yani bir boş vaktinizde içkinizi alıp evinizi konser salonuna çevirebilirsiniz. Ben arada yapıyorum. Çok rahatlatıcı oluyor. Amy Winehouse konseri izleyesim gelir mesela arada bir. Şarabın sonlarına doğru duygusala bağlayıp Amy’ e bakar bakar ağlarım. Canım benim ya… Döndürüp döndürüp izlediğim konserler var benim. Bir ara bunun listesini yayınlarım. Belki siz de seversiniz.
Yazının beklenen kısmı, tanışma:
Konsere gidişim ve sonrası tam bir macera. Annemin sağlık sorunları nedeniyle uzun zamandır bir yere gitmemeyi terçih ediyordum. Travis konserine bilet aldım. Uçak biletlerim her şeyim hazırdı ancak annemin kalbinden 2.5 litre su alındı. Doğal olarak onunla olmak istedim. Gelemedim. Bu ara biraz daha stabil halde durumu o yüzden fırsatı değerlendirmek cazip geldi. Ama sabahtan yine hastanedeydik ve biletimi öğleden sonraya almak durumunda kaldım.
Konserden bir gece önce “Ya Robert Plant’in otelini bulsam mı ? Pöf nerden bulacağım şimdi? Boşver…” derken. Instagram’da etiketlendiği fotoğraflara baktım. Bir kullanıcı benim baktığım saatten 4 saat önce Robert Plant ile fitness yaptığı otelin çıkışında karşılaşıp fotoğraf çekilmiş! Eh tabii durum böyle olunca hava alanına erken gittim. Bir önceki uçak dolmuş. Ona binemedim. Bir de üstüne İzmir’den kalkacak uçağım rötar yaptı. Bu sırada Robert Plant ile tanışmış olan Kaan beye Instagram’dan mesaj atıp olayın nasıl olduğunu sordum. O da cevapladı sağolsun. Daha sonra bana tekrar mesaj atıp ikinci bir görüşme ayarladığını yazdı. Nasıl yaptığını yazmadı. Ben uçağa binip İstanbul’a geldim. 1 saat 45 dakika trafikte kaldıktan, kötü bir dolmuş şöförüne denk geldikten sonra takside otele tam varacakken Kaan bey mesaj attı “Şimdi otelden çıktı” diye. gerçekten 5 dakikayla falan kaçırdım. Tabii bir hüsran. Direkt konser alanına gittim. Yerim öndeydi ama aşırı kötüydü ve gözüme sürekli yanan bir yeşil ışık denk geliyordu. Neyse ki görevliler anlayışlı davrandılar ve en ön sıranın bir arkasında yer bulup oturmama izin verdiler. Konser bitti Kaan beyi gördüm yanına gittim. Robert Plant’le ikisinin fotoğrafının olduğu tişört bastırmış. Konsere onunla gelmiş. Çok mutlu oldum onun için. Tam çıkarken yine Muhsin Akgün’ü gördüm. Selam verdim el sıkıştık ancak tanımadı. Bir gün fotoğrafımı çeker de gerçekten tanışırız umarım. Sonra yanıma iki tane genç kız geldi. Beni tanıdıklarını söylediler. “Instagram’dan mı ?” dedim. Yazılarımı okuduklarını söylediler. O andan itibaren gözlerimde kalpler çıkmış. Gerisini hatırlamıyorum… Sohbet ettik. Kızlar benimle yaşıtmış aşırı genç gösteriyorlar ama gerçekten maşallah. Sevgi seli yaşadık. Ben kızları kaptım Robert Plant’in kaldığı otele götürdüm. Tuvalete gittik bir tipimizi düzelttik sonra lobide giriş kapısın orada beklemeye başladık.

Robert Plant içeri girdi. Yanına koştum. “Harika bir konserdi. Sizi gördüğüme çok sevindim. Çok teşekkür ederiz!” dedim. O da ” Ben teşekkür ederim geldiğiniz için keyifliydi. Evet güzeldi gerçekten . Teşekkürler .”dedi. Kibardı. Buradan sonrası tam bir dram. “Kusura bakmazsanız fotoğraf çekilmek istiyoruz.” dediğim anda arkasını dönüp arkadaşıyla konuşmaya başladı. Ardından mantığına anlam verme bilincine erişemediğim koruması geldi. ” Burası bizim evimiz! Geri çekilin ne yapıyorsunuz?” diye terslenmeye başladı ama yani bir şey yapmıyorum olduğum yerde duruyorum. Robert Plant ile aramda 1.5 metre var. Ben de imza ve fotoğraf çekilmek istediğimizi söyledim. ” Burası çok kalabalık fotoğraf çekilme işini otelde yapmıyoruz. Lobideyiz. Bir sürü insan var. Robert arkadaşlarıyla konuşuyor. Konser bitti artık çalışmıyor.” dedi. Lobideyiz çok insan var dediği Arap turistler. Kadın peçesini kaldırıp dürüm yemeye çalışıyor o sırada. Kimsenin Robert Planti gördüğü yok. Ben de gündüz insanların gelip otelde gayet de tanıştıklarını söyledim. Mümkün olmadığını söyledi ısrarla. Tutturmuş “Evimiz burası” diye Biz de bıraktık.
Lobideki kafeye indiler. Biz de inip yan masalarına oturduk. Çok moralimiz bozuldu tabii. Kızlarla normal bir konuşma bile kuramaz hale geldik üzüntüden. Birbirimizi dinliyoruz ama laflar uçuyor. Bir saat kadar oturduktan sonra Robert ve arkadaşları hepsi aynı anda kalktılar. Ben tekrar yanlarına gidiyordum . Koruma direkt ” Hayır. Git burdan. Çekilmiycek fotoğraf. Sen hiç dinlemiyorsun zaten. Gelip kibarca bile sormadın. Bütün gün kaç kişiyle tanıştık. Biliyor musun?” dedi. ben de ” Daha ne kadar kibar sorabilirim? Hasta annemi bırakıp geldim. Buna engel olmanıza inanamıyorum şu an. Kimse yok yani. İsterseniz bileti size vereyim sadece imzalasın. Bu kadar insandan sonra bana gelince mi sorun yani” dedim. Bunlar olurken Robert Plant arkadaşlarına iyi geceler diledi. Benim imza ve fotoğraf istediğimi gördü ve görmezden geldi. Koruma yumuşayıp “Bekle kendisi gelirse alırsın.” dedi. Robert Plant adama “Haydi.” deyince koruma da “Senin isteğinin farkında ama gelmiyor yani işte görmezden geliyor.” dedi. Bu noktada korumaya hak verdim. Yani kendi iradesiyle istememiş olabilirdi. Taa ki orada çalışan kasada görevli kızla konuşana kadar. Onlarla fotoğraf çekilip çekilmediğini sordum. ” “Biz sorduk. “Robert Plant korumasını gösterip “Onlara hayır dediği için sizinle de çekilemem ama yarın sabah kahvaltıya ineceğim. O zaman gel çekiliriz. “dedi. ” diye cevapladı. Yıkıldık. ” Siz dinliyor musunuz? Hangi gruptaydı bilginiz var mı?” dedim. ” Yaa ben çok şey etmiyorum bilmiyorum yani pek ama biliyorum ünlü olduğunu. ” dedi.

Hayat böyle sanırım. Öğrenciyken yıllarca para biriktirip gitar almak istedim. Bir türlü denkleştiremedik. Arkadaşım istediğim gitarı salonuna dekorasyon ürünü olarak aldı. Teline bile dokunmadı. Vazgeçtim ben de zaten sonradan. Bıraktım gitar çalmayı. Daha kolayını bulup. Gitaristlerle çıkmaya başadım. Benden sonra gitara başlayan da oldu tabii. Onlar ne istersem çaldılar. Lisedeyken Led Zeppelin konseri izlemem sonucu soluğu kuaförde alıp ” Saçımı böyle keser misiniz?” diye Robert Plant’ in saç modelini gösterip ” Ama bu erkeeeek?!” cevabını alıp. Bok gibi bir saç kesimyle eve gelmiştim. Lisedeki erkek arkadaşım sürekli Led Zeppelin şarkıları öğrenir çalardı bana. En üzgün anımda “The Ocean” dinleyip mutlu oldum. Yıllar sonra yeri geldi “Since I’ve Been Loving You” parçasında aşk acısı çektim. Benim hayatımda Robert Plant’in azımsanmayacak kadar önemi varken. Kız da “Otele ünlü biri geldi fotoğraf çekildim.” diye sosyal medya hesabında paylaşmıştır diye tahmin ediyorum. Şöyle bir şey var tabii ki paylaşacak. Ama yani anladınız diye tahmin ediyorum ne demek istediğimi. Robert Plant’i bir daha görürsem, bir daha gider denerim şansımı. Sağı solu belli olmuyor anladığım kadarıyla. Bir kişi gün içinde iki defa buluşurken, ben”Justin bana “Hi!” bile demedi.” vakası yaşadım.
Yapacak bir şey yok. Bu sefer de böyle oldu. Üzümdüm mü ? Üzüldüm, ama kahrolmadım yani. Çünkü Robert Plant’le konuşup teşekkür edebildim. Lisedeki Ayşegül’ e “Sen bir gün Robet Plant’le tanışacaksın ama fotoğraf ve imza vermeyi kabul etmeyecek. Hatta seni görmezden gelecek. Onun hakkında ne düşünürsün?” diye sorsak. ” Manyak mısın? Başlarım imzasından. Boşver imzayı. Gerçekten yan yana duracak mıyım?” diye sorardı. Yan yana durmayı geçtim yan masada oturup Swiss Hotelin 18 TL lik Cola Zero’ larını içtik. Kolaya 18 tl vermek daha üzücüydü emin olun.
Mutlu olduğum diğer bir neden çok tatlı iki kız arkadaşım oldu. İyi ki yazmışım ve onlar da okumuş. Gerçekten çok tesekkür ederim. Ayrıca beni Arnavutköy’e bıraktılar. Minnettarım.
Bana evini açan Irmak’a ve sevgi dolu kedisi Çiko’ya da teşekkür ederim. Irmak ile GN’R Turkey forumundan arkadaşım Ekin sayesinde tanıştık. O geceye kadar tanışmıyorduk Irmak’la ve sağolsun tereddüt etmeden evinde kalmama izin verdi.

Kalacak yer bulmak çok sıkıntı oluyor İstanbul’da. Genelde kaldığım arkadaşlarım var ama onların da sevgilileri olduğu dönemde İstanbul’a gidiyorsam çekiniyorum sormaya. Kız arkadaşları istemeyebilir sonuçta. Bu devirde sevgili edinmek ilişki kurmak çok zor. Aman bozulmasın kimsenin ilişkisi. Ben zorluk çekerim sorun değil.
Twitter’ımı kapattım. Bana instagram.com/ms_brownstone üzerinden ulaşabilirsiniz. Takip ederseniz mutlu olurum. Çünkü benzer şeyleri sevdiğim insanlarla iletişimde kalmak beni çok mutlu ediyor.
Aksi bir durum olmazsa Liam Gallagher konserinde görüşmek üzere!
A.


Comments