Başka Bir Yol
- Ayşegül Palamutcu
- Dec 26, 2018
- 4 min read
Merhaba herkese,
Bu aralar çılgınlar gibi iş arıyorum veee dediğiniz çok doğru “piyasa çok kötü”. Tamam anladım piyasa kötü de ne olacak bu işler?
Dün gece harika uyku düzenimden yararlanıp gece 4 gibi Netflix’ e yeni gelmiş olan ” The Big Short” adlı filmi izledim. “The Wolf of Wall Street” havasında, bol kazanmalı bol kaybetmeli bir film.
İzlemesi çok heyecanlı ve eğlenceli.
Kötü yanı neredeyse tamen gerçek olması. 2008′ deki mortgage krizinin nedenini çat çat çat yüzümüze vura vura anlatıyor.
Üniversite’de aldığım mikro ekonomi ve makro ekonomi derslerinde keşke bunları anlatsaları da üj bej kuruşumuzu katlasaydık. Filmde 110.000$ dolar paralarını , evlerinin garajında kurdukları sistemle katlamaya başlayan gençler 80 milyon dolarla krizden karlı çıkıp kendilerine yeni bir hayat kuruyorlar. Geride kalan çaresiz halk ise evlerinden oluyor.
Filmde nasıl bir kaç bankacının ve Wall Street yatırımcısının sistemin çöküşünü hızlandırarak İspanya ve Yunanistan ekonomisini bile etkiledikleri tam anlamıyla bir domino etkisiyle anlatılmış. Olay emlaktan çıkıyor. Gözümün önüne kocaman gökdelenler geliyor…
Şimdi, bu insanların yaptıkları korkunç bir şey ama elinize fırsat geçseydi, siz ne yapardınız?
Sistemle beraber çökmeyi mi tercih ederdiniz yoksa batan geminin mallarıyla sıcak yuvanızı döşemeyi mi?
Filmde gösterildiği üzere bu sisteme karşı gelenler bile aslında bu kadar büyük bir etki edeceğini bilmiyordu. Bizim böyle şeyleri düşünmemize gerek yok neyse ki çünkü evlerimizde garaj yok. O yüzden fikir üretip milyon dolarlık şirketler kuramıyoruz. Bunlar hep garajsızlıktan.
Filmin müzikleri de harika. O gruplar da garajlarda kurulmuş hep zaten. Garajımız olsa ülkemiz kalkınacaktı.
Neyse hamdolsun…
Dün akşam ufak çaplı bir araştırma yaptım. İş ararken internetten bir şeyler alıp satsam ellime az da olsa bir para geçer diye düşünüyorum. “Ne satsam ?” diye düşündüm ve

Gördüğüm en yaratıcı korse örneği Fotoğraftaki popo süngerden çünkü. Instagram hikayemde gerçeğine denk gelip paylaşmıştım.
“Son zamanlarda en çok satılan ürün ne olabilir ? “onu araştırdım.
Cevap ilginç ve bir o kadar da mantıklı geldi : Korse .
En çok korse satılıyormuş veya inceltmeye yarayan şeyler.
Tahminimce dünyada kilolu insan sayısı aşırı arttığından insanlar yana yakıla korse almaya başlamışlar.
İkinci sırada da akıllı saatler geliyor. Akıllı saatler tamam yani, teknoloji çağı ama korse ?????? Bence ilginç….
En son korseyi yazın gittiğim bir kına gecesinde giydim.
Sonradan öyle bir daral geldi ki ” Amaaan Marilyn Monroe’nun, Sophia Loren’in de göbeği varmış canım!” deyip çıkarmıştım. Bak ikisine aynı ben. Bu arada bugün tartıldım 3,5 kilo vermişim. 🙂
Peki gerçekten sabah ışıkları henüz yarım küremize vurmamışken, yollara düşüp, gittiğimiz işimizden kurtulmanın, aynı zamanda da aç kalmamanın bir yolu var mı? Bir kaç gündür gözüme bir reklam ilişti “Global şirketler haftada 4 gün çalışma düzenine adapte oluyor.” gibi bir şey yazıyor. Makaleyi okudum belki siz de okumuşsunuzdur.
4 gün çalışınca 6 günlük verim alınıyormuş. Çünkü insanlar 4 günde yapabilecekleri işi erteleye erteleye 6 güne yayıyormuş. Muhtemelen bu Türkiye’de olsa patronlar çalışılan günleri hesaplayıp ona göre maaş verirler.
Bir de Türkiye’de statü paradan daha önemli sanırım. Geçenlerde çevremdeki şirket sahiplerinden biri sanayideki ustalarının istifa ettiğini söyledi. Daha az maaşa karşın “Müdür” ünvanı alabileceği bir yerde işe başlıyormuş. Eşi ” Kocam müdür olacak.” diye tutturmuş. Adamcağız da istifa etmiş.
İşsizlik arttıkça insanlar alternatif arayışını daha da sıklaştırıyor. Mesela online satışlarla yüksek karlar edenler çok fazla mevcut. Online satış yönetmeni arkadaşım, müşterisinin dükkanında 2 TL’ye sattığı ürününü n11.com üzerinden 13 TL den satıp, müşterisinin kira sorununu kökünden çözmüş mesela.
Durum böyle olunca insan düşünmeden edemiyor. Amaç para kazanmaksa ve herkesin bu kadar dijital olarak bağlı hale geldiği çağımızda bu o kadar da zor olmamalı. Korse mi satsam ne yapsam? Gezerek korse satayım ben. En iyisi o. Gezgin Korseci Ayşegül!
Kendi mesleğimle ilgili iş alternatiflerine bakınca, online televizyonlar bildiğiniz gibi ön planda. Google Trendler’e girip baktığımızda Twitter ve Facebook kullanımının gün geçtikçe düştüğünü görüyoruz. Instagram hepsinden daha çok rağbet görüyor. Bu da elbet bitecek ve yeni bir alternatif sosyal medya ağı ortaya çıkacak. MySpace profillerimizi hatırlıyor musunuz ? Şimdi hepsinin yerinde yeller esiyor.
“Yeni medyum ne olabilir?” diye bakınırken Vero gözüme çarptı. Sadece uygulama üzerinden üye olabiliyorsunuz. Uygulamanın en ilginç yanı size çok kolay mavi tik veriyor olması gördüğüm kadarıyla. Instagram’dan bakıyorum 400-500 takipçili kullanıcı, Vero’ da 200 takipçiye mavi tik vermişler.
Muhtemelen daha çok kullanıcı üye olsun diye yapıyorlar. Farklı yerlerde Vero’nun ilk başta çok iddialı olduğu ancak ani yükselişin ardından bir anda düşüşe geçtiğini okudum. “Buralar değerlenir.” diyerek kendime hesap açmayı da ihmal etmedim. Ayşegül Palamutcu diye ararsanız bulursunuz.
Aslında genele bakılınca sosyal medya kullanımında tüm dünyada azımsanmayacak bir düşüş var. Yine genele bakılınca en sabit ilerleyen YouTube olmuş. Siz de merek ederseniz Google Trends üzerinden bu bilgilere karşılaştırmalı olarak kendiniz de bakabilirsiniz. Yıl sonu olduğu için şu sıralar tam zamanı bence bu tarz şeyleri incelemek için.
Bence bir işe yatırım yapacaksanız çocuklar ile ilgili bir iş yapın. İnsanlar ürüyor sonuçta. Youtube’da Barbie oynatan kanalın bile 300.000 takipçisi var. Neden sizin de olmasın? Ben de bakacağım artık.
Kafamda deli sorularla yılbaşı sonrası İstanbul’a gidip bir kaç yere CV bırakacağım ve alternatifleri göz önünde bulunduracağım. Hayalimdeki iş oralarda bir yerlerdedir. Kim bilir ir ir ir ir? ….
Sağlıkla kalın
A.


Comments