top of page

İspanya, Hayvanlar, Sinema

Nasılsınız? Belki bugün kimse sormamıştır diye ben sorayım dedim. Geçenlerde bir arkadaşımı aradım ama saat akşamüstü 4 falan. Yalnız yaşıyor. Evinde hayvan da yok. Sesi leş gibi. Dedim “Hayırdır…”. “Bugün ilk konuştuğum kişi sensin Ayşegül.” dedi. Sabah uyandığından beri kimseyle konuşmamış. Tam bir dram. Evde bir canlı olması çok önemli. Ben ailemle yaşıyorum. Annemler evde olmasa bile Şanslı ve Hannibal var. Yani her koşulda muhabbet edebileceğim birileri oluyor çok şanslıyım.


image

Ben yokken Şanslı ve Hannibal ne yapıyor bilmiyorum. Şanslı uyuyordur. Hannibal da ötüyordur herhalde. Tabii farklı şeyler dönüyor olması da mümkün. Birileri bunu düşünmüş ve harika bur senaryo ortaya çıkarmış. Doğum günü hediyesi olarak 5 yaşındaki yeğenim Eren beni sinemaya götürdü. En son Star Wars izlemeye gitmiştim sinemaya. Çok mutlu oldum. Evcil Hayvanların Gizli Yaşamı adlı filme gittik. Filme bayıldım! Seslendirme süreci yüzünden diye tahmin ediyorum Türkiye’de gösterime yeni girdi. Gecen sene fragmanını izlemiştim. Filmi aradım ancak bulamadım. İyi ki de bulamamışim. İzlediğim en iyi animasyon filmlerinden biriydi. Konu hayvanlar bir kere! Ve hareketlerini o kadar güzel yansıtmışlar ki, kendi hayvanlarımı gördüm hep. Eve gelince Şanslı’ nin kuyruğuyla ne var ne yok devirmesi, River’ ın oburluğu. Şanslı’ nin bizi her şeyden kıskanması… Eğlenmek ve hiç bir şey düşünmeden gülmek için film, mükemmel bir seçimdi. Hele ki bir hayvan besliyorsanız, mutlaka kendi çocuğunuzdan bir şeyler bulacaksınız.


image

İnsanın hayvanlarının olması veya en azından çevresinde mıncıklayabileceği canlıların olması çok önemli bir şey. Sokakta yaşayan hayvanları tiksinmeden minciklarim, severim. Yurtdışında bulunduğum zamanlarda etrafımda sokak hayvanı olmadığı için çok mutsuzdum. Çünkü selamlaşıyorum ben onlarla. Ben onları tanıyorum onlar da beni… Köprü durağından Güzelyalı’ ya kadar tüm sokak köpeklerini ismen tanıyorum. Küçükken ya veteriner hekim olmak isterdim ya da televizyoncu. Deliriyorum hayvanlara! Düşünün benim için nasıl bir yoksunluktu bu. Kurstan arkadaşlarım Lila ve Anna ile İspanya’nin Girona şehrine gittik. Geziyoruz normal normal, bir baktım sokak kedisi! 2 ay kediye dokunamamışım, elimde ne var ne yok bıraktım. Kediye koştum. Sevdim de, ip buldum onunla oynattım falan. Heyecandan telefonumu düşürmüştüm. Bir aldım ekran gitmiş ama o kadar muntazam kırılmış ki değiştirmeme gerek yok şimdilik. Kızlar uzaklaşmış. Sonra başıma bir sey geldi sanıp dönmüşler.


image

Uğruna telefonumun ekranını kırdığım kedi


Yine İspanya’da Sitges diye bir kasabaya gittim. Oranın Çeşme’si ve LGBT başkenti. Bayıldım çok güzel bir yer! Yanıma bikini almamışım. Denize giremedim. Bizde olsa adım başı mayo bikini satan market olur. Tüm yerde 2 tane market varmış o gün pazar olduğundan hepsi kapalıymış. Hiç bilmiyorlar ticareti. Neyse denize giremedim sonuç olarak. Yürüdüm. Her yeri gezdim. Bir baktım bir kalabalık insanlar fotoğraf çekiyor. Herhalde dedim sokak performansı. Değilmiş. 2 tane kedi oturmuşlar, yalanıyorlar. Kalabalıktan bi adam çıktı. Kediye ekmek vermeye çalıştı. Bayâ bayâ ekmek uzatıyor. Kuğuya ekmek veren futbolcu geldi aklıma. Dayanamadım gülüyorum. Gel falan diyor. Dedim “O öyle olmaz çekil bakıyım. Ben uluslararası kedi dili konuşuyorum.” Kedilere baktım “Pisipisi geh çoccuğum dedim.” Geldi bunlar mırıldanarak. Millet şok. Ben de şaşırmadım değil aslında. Kedi İspanyol sonuçta. Anladı ama pisi pisiden. İtalyan arkadaşlarım “kıs kıs” diye çağırıyordu mesela. Ama bunlar anladı beni. Adam sonra nasıl yaptığımı sordu. Garipsedim.


image

Sitges sahil


O yalnız günlerimden birinde yine kurstan çıktım. Okulun karşısındaki tabldotcudan paella aldım. Paella İspanya’ya özgü bir pilav. Ciutadella parka gittim. Tavuk da almıştım, arttı yiyemedim. Bir köpek topunu getirdi bana. Sahibine “Tavuk arttı yemek ister mi?” diye sordum. Adam bana telefonundan köpeğin egzersiz ve yemek düzenini kaydettiği programı gösterip “Hayır. Ancak 2 saat sonra atıştırabilir.” dedi. “¿Es Verdad?” (Bu doğru mu?) Diye sormakla yetindim. Hayvan benden çok daha fitti yemin ederim. E gerçi bira içmiyordur. Alkolü kessek hepimiz fit oluruz. Neyse sonra tavuğu ben yedim bu sefer paella arttı. Ben de bi’ parça yere attım. Baktım güvercinler geldi. Bi’ güzel doyurdum onları. Bir amca geldi sonra. “Sen bu hayvanların doğasını bozuyorsun.Hede hödö! ¡Que mal!” dedi. Şimdi düşünüyorum da doğru söylemiş aslında. “Doğada yemek bulmaları gerek vs. evet doğru. Ama yani amca biz İzmir’de saat kulesinin önünde habire besliyoruz bunları. Yiyiversinler arttı bak. Günah! Venedik’te elinden yiyorlar. ” diyemedim. Bunu diyebilsem zaten İspanya’ya yerleşirdim. Dilim yetmedi. Anlamıyormuş gibi yaptım gülümsedim.


image

Ah İspanya cennet gibiydi! Ama hayvanlarımı o kadar özledim ki! Şanslı’yla Skype yapıyorduk ben oradayken. River’ımın sesini telefondan durabildim. Şimdi Şanslı çok yaşlandı ve arka ayakları zor tutuyor çok üzülüyorum. Bu günlerde ailecek onunla ilgileniyoruz. Filmde de Basset cinsi bir kopek vardı tekerlekli sandalyede, olmazsa Şanslı’ya da ondan yaptıracağım bir tane. Neyse değişiklik olsun derseniz filme gidin mutlaka. Görüşürüz.


image

instagram.com/ms_brownstone

Recent Posts

See All

Comments


bottom of page