PATTI SMITH ISTANBUL KONSERİ
- Ayşegül Palamutcu
- Jun 24, 2016
- 4 min read
Mükemmel, harika inanılmaz ! İyi ki gelmişim! Konser dün akşamdı sıcağı sıcağına yazmak istedim.
Patti Smith Horses albümünün 40. yıl turnesi kapsamında bir kez daha ülkemize geldi. Biletlerin hepsi tükendi. Çok samimi ve güzel bir konser geçirdik. Çok eğlendim ve dans ettim.

Punk alt yapılı bir sanatçı olmasına rağmen, konser seyircileri arasında sadece bir punk görebildim. Oturma yerli bir konserdi ve bilirisiniz ki bu beni delirtir. Dans edip eğlenmek kolay olmadı. Oturarak konser izlenmez arkadaşlar. Klasik müzik, jazz tamam ama rock konserindesiniz, ayıptır. Ben ayağa kalktığımda beni oturmaya çalışan “elit” ablamız maalesef bir süre sonra kalkmak zorunda kaldı. Konser izlemeyi bilmemek ayıp değil öğrenmemek ayıp. Siz oraya eğlenmeye dans etmeye gidiyorsunuz. Sadece paranız var diye önden bilet aldıysanız ve piyasa yapmak istiyorsanız, bunu Michael Kors çantanızla zengin muhitlerde yürüyerek de yapabilirsiniz. Konsere gelmenize gerek yok.
Neyse ben dayanamadım kalktım öne gittim deli gibi dans ettim. Sonra ne mi oldu ? Patti teyzeyi gerçekten seven bir avuç insan ardımdan öne geldi. Korumalar kibar ve uyuzdu. Bizi yerimize oturtmaya çalıştılar. Patti yanımıza geldi “N’oluyor?” diye sordu. Biz de burada kalmak istediğimizi, insanların dansımıza engel olduğunu söyledik. “Onlar burda kalabilir, sorun yok.” demesinden sonra artık kimse bizi ordan kovamazdı. Konserde profesyonel çekim yapmak yasaktı. Gözümün önünde bir fotoğrafçıyı dışarı attılar. E o da telezoom getirmiş ama yani. Kocaman. Telefonla da sadece 14 saniye video çekimine izin vardı. Telefonu gören öğretmen gibi tek tek gidip insanları uyardılar. Çok dikkat dağıtıcıydı. Onlara da “Susun artık!” dedim.

Patti Smith’in grubundaki elemanlar bir yakışıklıydı ki anlatamam. Adamların yaşı var ama nasıl coollar. Sağ taraftaki gitaristle aramızda bir bağ oluştu. Konser sonunda pena dağıtırken o kadar insanı uzaklaştırmaya çalıştı, başardı ve bana pena verdi. Güzel bir hatıra oldu bana. Gruba uzaktan bakınca yaşlanmış bir Teoman görüyordunuz. Bu kadar benzer bir insan! Gitarist de Nejat Yavaşoğullarına benziyordu.
Salonda istek parçalarda bulunan insanlar oldu. Patti Smith çok hoştu. Kimilerine gülerek cevap verdi. Bir şarkıya, ne olduğunu hatırlamıyorum, “O Horses da değil..” dedi gülümseyerek. Frederick parçası çok istendi. Because The Night çalmadan önce ” Bu şarkı Frederick değil ama bir çok şarkı gibi, Frederick’e yazılmış bir şarkı.” dedi. Çıldırdık tabi. Patti bir ara içeri gitti. Grup üyeleri bize harika bir Velvet Underground parçası çaldı. Ya nasıl eğlenceliydi. Keşke bu tarz çalan canlı dinleyebileceğimiz daha fazla grup olsa. Patti bir gitarın tellerini büyük bir eğlenceyle kopardı. Bir ara dedim parçalayacak. Gitti güzelim Fender. Sonra gitarı öpüp yere bıraktı. Bir oh çektim.
Break It Up parçası çıkça bilindiği gibi Jim Morrison ‘a itafen yazılmıştır. Bu şarkıyı nasıl yazdığının hikayesini bizimle paylaştı. Tam ne dediğini kelimesi kelimesine yazmam mümkün değil o yüzden hikaye değişkenlik gösterebilir. Bir gece rüyasında zincirlere sarılmış bir heykel görüyor. Bakınca Jim Morrison olduğunu anlıyor. O sırada heykelin içini kemiren bir şeyler var. Patti Smith uyanana kadar kır zincirleri kurtul onlardan demiş içinden. Sonunda heykel ortadan çatlamiş ve Jim kurtulmuş. Kadının gördüğü rüyaya bakar mısınız? Şarkı yazdırmış resmen. Jim Morrison’ı çook severim bilirsiniz. Hatta geçenlerde hacı oldum. Paris’ e sırf Jim Morrison’ın mezarını ziyaret etmek için gittim. Ettim de. Başımda bir hare var artık. Yazacak o kadar çok şey birikti ki. Bir yerden başlamak lazım.

Konser sonunda içimiz cız etti çünkü Patti dengesini kaybedip yere düştü. Kalktığında kocaman bir alkış koptu. ” Bu kadar insanın içinde düşmek biraz utandırıcı ama ayaktayım ! ” dedi. People Have the Power şarkısında insanları oy vermeye teşvik etti. Şarkıları protesttir bilirsiniz. Diktatörlük karşıtı söylemleri salondan büyük alkış aldı. Şarkılar kadar seyirciyle dialoğu da çok güzeldi. Patti Smith o kadar tatlı ki evinde bir hafta kalıp onunla vakit geçirmek isterim. Şiir yazarız beraber. Kurt Cobain’i, Jim Morrison’ı, Lou Reed’i falan anarız. Yaşım geçti biraz ama beni evlat edinebilir bence hala. İsterim yani olur…
Konser alanına girer girmez bir kaç bilindik insanla tanışma, az çok sohbet etme şansım oldu. Girer girmez Şirin Payzın ile tanıştım. Küçüklüğümden beri çok severim. Nasıl güzel ve kibar bir kadın. Çok sevdiğim sunuculardan biridir. Medya sektörüyle ilgili sorular sordum. “Siyasete gireceksen durum ortada. Bu düzeni de gençler değiştirecek ama..” dedi. Ben de kültür sanat alanında kalmak istediğimi söyledim. Yurt dışına gitmemi önerdiler. Muhtemelen ben de öyle yapacağım zaten. Konser sırasında soluma bir baktım Muhsin Akgün! Portrelerine hastayım. Çektiği konser fotoğraflarına bayılıyorum! “Muhsin bey, merhaba işlerinizi çok seviyorum” demekle yetinebildim tabi. Oda sıcak kanlılıkla elini uzatıp teşekkür etti. Konser bitti tam çıkıyoruz dışarı, yanımdan bir ses ” Muhsin nasıldı ya? Son zamanlarda başımıza gelen en güzel şey değil miydi? Çok iyiydi ya!” bir baktım Yekta Kopan! ” Aa merhaba Yekta bey ben sizi çok seviyorum nasılsınız ? ” dedim. Konserin güzelliğinden bahsettik, dans etmeme laf etmelerinden onlara da bahsettim. ” Sen öyle bir şey olursa bana gel ben kızarım onlara.” dedi gülerek. Çok tatlı adam. Kendimi Obi Van Kenobi ile konuşuyormuş gibi hissettim dedim. Güldü. Konserde en ön sırda Halit Ergenç oturuyordu. Patti Smith’le el sıkıştılar. Ellerini kocaman aça aça mutlu bir çocuk edasıyla alkışlıyordu. “Sülümaaann sülümaaan!” diye seslenecektim nezih ortamı bozmak istemedim. Değilse yaparım bilirsiniz. Zorlu Psm ‘i CEO’su Mabbas bey’le de tanıştım. Instagramdan sorduğum soruları sabırla cevapladığı için teşekkür ettim ona da. Tanıştığımızda da neler yaptığımı sordu. Kısa hayat hikayemi anlatırken hiç sözümü kesmeden dinledi beni. Konuşalım mutlaka yine dedi. Mütevazi bir adam anladığım kadarıyla ve kafa dengi. Instagram’dan takip edin. Güzel şeyler paylaşıyor.

Ulaşım rahattı Zaten Zorlu’nun içinden metrobüse geçiş var. Tadı damağımda bir konser oldu sizin anlayacağınız. Teşekkür kısmına geleyim. Konser biletleri tükenmişti ve bulmak neredeyse mümkün değildi. Tam gidemeyeceğim diye düşünürken, bana biletini aldığı fiyattan satan Meriç Egemen’ e çok teşekkür ederim. Oturmadım hiç ama koltuğunun yeri çok güzeldi. Daha güzel konserler sizin olsun Meriç bey 🙂
Unutmadan Heavy Sky muhteşem bir albüm çıkardı. D&R ‘lardan ve hala hayatta kalan müzik marketlerden alabilirsiniz. Batu Akdeniz ve dadaşlarına selamlar sevgiler. Gelemedim bir türlü Ankara’ ya…

Ben ilerleyen günlerde gezi yazıları yazmayı planlıyorum. Çok şey yaşadım. Ne kadarını yazacağım bir oturup düşünmem gerek. 7 ülke 22 şehir oldu. Bir sürü anı ve macera birikti. Tek başıma gezdim. Yolda bir sürü insanla tanıştım. Hem hayatta kalma tüyoları da vereceğim. Bu arada ben yazana kadar beni instagram.com/ms_brownstone adresinden takip edebilirsiniz. Seyahat ve günlük fotoğraflarıma anılarımı ekleyip paylaşıyorum. Sağlıkla kalın, az biraz da paranız olsun. Mutlu olun huzurlu olun. Öptüm!
Ayşegül


Comments